4 Aralık 2019 Çarşamba

Travel İstanbul 15 : Fatih - Sultanahmet Meydanı


.
 TRAVEL İSTANBUL 15: FATİH-SULTANAHMET MEYDANI
.
GEZİ TARİHİ: 01 Kasım 2019, Cuma.
.
Sultanahmet Meydanı' nda 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri.
.
Sultanahmet Meydanı:

Sultanahmet Meydanı, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği, Türkiye' nin ve İstanbul' un en önemli meydanıdır. Bizans döneminde "Hipodrom" olarak bilinen Sultanahmet Meydanı o dönemde atların meydanı, at binenlerin meydanı olarak anılırdı. Osmanlı döneminde bu meydana "At Meydanı" denirdi.

İstanbul' un gezilecek önemli yerleri bu meydan ve etrafındadır: 
Ayasofya Müzesi, Sultanahmet Camisi, Topkapı Sarayı, Dikilitaş, Örme Sütun, Yılanlı Sütun, Yerebatan Sarnıcı, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Alman Çeşmesi, 3.Ahmet Çeşmesi, 1.Ahmet Türbesi, Pargalı Damat İbrahim Paşa Sarayı, Gülhane Parkı, Arkeoloji Müzesi, Aya İrini Kilisesi, Vakıflar Halı Müzesi, Soğukçeşme Sokağı, Dede Efendi Evi, Caferağa Medresesi, Arasta Pazarı, Haseki Hamamı, Cağaloğlu Hamamı.
.
Sultanahmet Camisi:

İstanbul Fatih' te tarihi yarımada üzerinde Sultanahmet Meydanına adını veren cami, sultanlar tarafından yaptırılan camilerin en büyüğüdür. Osmanlı Padişahı 1. Ahmet tarafından 1.609 - 1.616 yılları arasında Mimar Sedefkar Mehmet Ağa' ya yaptırılır. İstanbul' un simgesi haline gelen cami en çok turistin ziyaret ettiği yerlerin başında gelir.

Caminin orta kubbesi dört fil ayağı üzerine oturtturularak dört yarım kubbe ile çevrilidir. İç duvarlarında kullanılan mavi İznik çinisi nedeniyle Avrupalılar tarafından bu cami Blue Mosque - Mavi Cami olarak bilinir.
.
Ayasofya Müzesi:

Günümüz Ayasofya' sı aynı yere yapılmış olan üçüncü yapıdır; İlk yapı İmparator Konstantios ( 337 - 361 ) tarafından 360 yılında pazilikal planlı ve ahşap çatılı olarak inşa ettirilir. Yapı İmparator Arkadios döneminde ( 365 - 408 ) 404' te isyancılar tarafından yakılır. İkinci yapı İmparator II. Theodesios ( 408 - 450 ) tarafından 415 yılında yine aynı planda inşa ettirilir ve şehrin en büyük kilisesi olur. 532 yılında İmparator İustinianos' a ( 527 - 565 ) karşı çıkan Nika ayaklanmasında tekrar yanar ve kalıntıları temizlenerek yeni yapıya yer açılır.

İmparator İustinianos, dünyanın en büyük kilisesi olarak, Kutsal Hikmet anlamına gelen Ayasofya' yı aynı yerde inşa ettirir; 532 yılında yapımına başlanır, 27 Aralık 537' de ibadete açılır. Mimarları: Anadolu' dan Miletoslu ( Balat ) İsidoros ve Trallesli ( Aydın ) Anthemios' tur. 

Fatih Sultan Mehmet' in İstanbul' u 1453' te fethiyle şehrin en büyük dini yapısı olan Ayasofya camiye çevrilir. Bu tarihten sonra Ayasofya çeşitli tamirler yapılır ve duvarları güçlendirilir, çevresine eklenen yapılarla külliyeye çevrilir. Yapılan bu onarımlar yapıya Türk - İslam özelliği kazandırır. Ayasofya' da en kapsamlı onarım çalışmaları 16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılır bu dönemde yapıya destek duvarları ve minareler eklenir. Sultan Abdülmecit döneminde ( 1839 - 1861 ) ise İsviçreli Fossati kardeşler tarafından 1847 - 1849 yılları arasında çeşitli onarım çalışmaları yapılır.

Hıristiyan ve İslam öğelerinin bir arada görüldüğü Ayasofya, Mustafa Kemal Atatürk' ün emri ve Bakanlar kurulu kararıyla müzeye çevrilerek 1 Şubat 1935 tarihinde ziyarete açılır.
.
Topkapı Sarayı:

Osmanlı Sultanlarının ikametgahı, devletin yönetim ve eğitim merkezidir. Fatih Sultan Mehmet, Beyazıt' ta bugünkü İstanbul Üniversitesi' nin bulunduğu yerde, daha sonra "Eski Saray" olarak anılacak olan bir saray yaptırır. Fatih, bu ilk saraydan sonra, önce Çinili Köşkü, ardından da yapımı tamamlandığında yerleşek olduğu Topkapı Sarayını, Boğaz, haliç ve Marmara Denizine hakim bu müthiş yeri fetihten kısa bir süre sonra yaptırmaya başlar. Bütün padişahlar saraya birşeyler ekledikleri için saray zaman içerisinde neredeyse organik olarak büyümüştür. Bu büyümede Osmanlı devlet felsefesinin rolü büyük olmuştur.

Topkapı Sarayının planı; çeşitli avlular ve bahçeler arasında devlet işlerine ayrımış daireler, hükümdarların ikametgahı olan bina ve köşkler ile sarayda yaşayan görevlilere mahsus binalardan oluşur. Buradaki son bina da Mecidiye Köşkü' dür; isminden de anlaşılacağı gibi Dolmabahçe' ye taşınmadan önce Sulta Abdülmecit yaptırmıştır. 

Osmanlı padişahları tevazu salık veren İslam etiğiyle bağdaşır bir şekilde çok gösterişli bir saray yaptırmamışlardır. Binaların ebatları abartılmamış, çok azı iki kattan daha yüksek yapılmışlardır.

Topkapı Sarayı, Osmanlı monarşisi 1922' de kaldırıldıktan sonra, 3 Nisan 1924' te Mustafa Kemal Atatürk' ün emriyle müzeye dönüştürülür. Birçok bina, özellikle deniz kenarındaki köşkler 20. yüzyılı görememiştir.

Müzenin temel olarak "Hazine" ve "Harem" olmak üzere iki bölümü vardır. Hazine; Saray' daki bütün değerli eşyaların segilendiği bölümdür. Mücevherattan nadide Çin porselenlerine, el yazması kitaplardan minyatürlere, kıyafetlerden zırhlara, silahlar ve daha bir sürü değerli nesne burada sergilenir. Harem; Saray' ın mahrem yerlerinden oluşur, valide sultanların, padişahların hasekilerinin, gözdelerinin yaşadığı bölümdür. 
.
Theodosius Dikilitaş ( Obelisk ) :

Bu Diklitaş, ilk olarak eski Mısır' da 18. Sülale hükümdarlarından III. Tutmosis adına MÖ. 1450' ye yakın bir tarihte, bir benzeri ile birlikte, Karnak' taki Amon - Ra Mabedi önüne yeleştirilir. 

Obeliskin üzerindeki Mısır' ın hiyeroglif yazısı net bir biçimde görülmektedir. Bu yazı, Tutmosis' in babası için Karnak' ta bir obelisk diktirdiğini ve Mezopotamya' da bir anıt yaptırdığını anlatır. Üzerinde Firavun ile Tanrı Amon - Ra' nın resimleri vardır. Yeni Roma kentine Mısır' dan çok sayıda obelisk taşınmıştır. Büyük Konstantin de kendi kurduğu başkenti süslemek için bu obeliski yerinden söktürür, ancak buraya getirilmesi çeşitli nedenlerle uzun süre gecikir. I. Theodosius zamanında şimdi bulunduğu yere dikilir. 

19,59 metre yüksekliğindeki taşın ilk halinin daha yüksek olduğu ve bugüne kalan kısmının, aslının ancak üçte ikisini oluşturduğu söylenebilir. Anıtın alt kısmı muntazam bir şekilde düzeltilmiş ve bu arada da hiyerogliflerden biri tam ortasından kesilmiştir. Anıt, taşıma sırasında kırılmış ya da bir dereceye kadar hafifletilmesi amacıyla kesilmiş olması da mümkündür.

Dikilitaş, mermerden bir kaide üzerine oturtulmuştur. Kaidenin yine mermerden yapılmış temel kısmının iki yüzüne Grekçe ve Latince kitabeler işlenmiştir. Dikilitaş' ın dört yüzünde hiyeroglifler yer almaktadır. 

Osmanlı dönemi boyunca Dikilitaş' ın etrafındaki zemin zamanla yükseldiği için kaidenin alt kısmı toprağa gömülmüştür. İngiliz araştırmacı C.T. Newton, Nisan 1857' de kaidenin etrafında bir kazı yaparak en alt seviyeye kadar açmıştır. Bu tarihten beri Diklitaş' ın kaidesi, etrafı demir parmaklıklı kare bir çukurun içerisinde bulunmaktadır.

.
Hipodrum' a konulurken obelisk için mermerden bir kaide ve çeşitli kabartmalar arasında taşın dikilişini gösteren bir resim yapılmıştır. Hipodrum' u süslemek için getirilen obeliskin kaidesinde burada yapılan araba yarışlarını ve onları seyreden İmparator' u resmeden kabartmalar bulunmaktadır.
 .
Örme Dikilitaş:

Örme Obelisk de denilen Örme Sütun,  günümüze kadar gelebilmiş 3 eski anıttan biridir. Roma döneminde Konstantinapolis' in araba yarışlarının da yapıldığı Hipodrum' un tam ortasında, yarış alanını ikiye ayıran ve "spina" olarak adlandırılan bir set bulunmaktaydı. Bu set üzerine çeşitli yerlerden buraya taşınmış anıtsal yapılar yer almaktaydı ve spinanın ucunda son anıt olarak da bu sütun bulunmaktaydı.

Sütun, değişik ölçülerde yontulmuş taşlardan örülerek meydana getirilmiştir. Mermer kaidesinin bir tarafında, Grekçe 6 mısralık bir kitabe işlenmiştir. Bu kitabede: " Bu dört köşeli ve heybetli anıt, zamanla harap olmuşken, şimdi İmparator Konstantinos ile devletin şanı olan oğlu Romanos tarafından önceki görüntüsüne nispetle daha iyi duruma getirildi; Rodos Kolosu harikulade idi, bu bronz anıt ise haranlık yaratmaktadır." Burada adı geçen kolos, Rodos limanının ağzında bulunan ve ilk çağ dünyasının yedi harikasından biri sayılan dev ölçüde bir Apolion heykeli idi. Kitabe metninden anlaşıldığı üzere İmparator Konstantinos ile oğlu Romanos tarafından onarılmıştır. Kitabeye göre; daha eski dönemlere ait olan bu yapı 4. veya 5. asırda harap duruma gelmişken, İmparator VII. Konstantinos ve oğlu II. Romanos tarafından onarılmıştır.

Osmanlı döneminde, 16. yüzyılda Pierre Gilles, Örme Sütun' un oldukça detaylı tasfirini yapmıştır. Evliya Çelebi ise bu anıtın şehrin tılsımlarından biri olduğunu belirtmektedir. At Meydanının toprak seviyesinde yaşanan yükselmeden dolayı anıtın kaidesi gömülü durumdayken Kırım savaşı sırasında 1856^' da Charles Newton' a verilen izinle kaide çevresi açılarak etrafı demir parmaklıkla çevrilmiştir. 19. yüzyılda çekilen fotoğraflarda anıtın orta kısmında taşların düşmesi sonucunda bir boşalma olduğu görülmektedir. Yapılan onarımlar buradaki boşluklar doldurularak anıtın yıkılması engellenmiştir. Anıt 32 metre boyundadır ve temelindeki üç basamaktan sonra mermer kaide gelmektedir. Gövde pek muntazam yontulmuş olmayan taşlardan örülmüştür. Ortalardaki bölümde, alt ve üst kısımlara nispetle daha muntazam olan dolgu, 19. yüzyılın son yıllarında yapılan onarımın izlerini taşımaktadır.
.
Örme Dikilitaş kitabesi.
.
Yılanlı Sütun ( Burmalı Sütun ) :

Roma Hipodrumu' ndan günümüze ulaşabilmiş, Yılanlı Sütun ismiyle tanınmış olan tunç anıttır.

I. Constantinus' un Konstantinapolis' i, yani yeni Roma' nın başkentini kurarken daha önceden önemli tarihi olayları anmak ve kutlamak amacıyla dikilmiş abidevi bazı dikilitaşları yeni şehri süsleme amacıyla Hipodrum' a getirtip dikmiştir. Bu dikilitaşlardan biri de Burmalı Sütun' dur.

Şehre dikilen sütunlar Hipodrum' da yarış alanını ikiye ayıran spina üzerine yerleştirilmişlerdi. Bu sütun I. Constantinus' un çeşitli yerlerden bazı sütunların sökülüp, yeni başkente getirilmesi sürecinde Delphi' de Apollo Mabedi önünde bulunan sütundur. Şehre buradan taşınmıştır. Anıtın Apollo tapınağına dikilmesi süreci de oldukça ilginçtir: 31 Yunan kolonisi, memleketlerini istila eden Perslere karşı kazandıkları Salamis ( MÖ. 480 ) ve Platea ( MÖ. 479 ) zaferlerinden sonra ellerine geçirdikleri savaş ganimetlerini eriterek büyük bir tütsü sehpası ile altından kazan yapmışlardır ve Apollon Mabedine sunmuşlardır. Bu anıt birbirine sarılmış, 8 metre yüksekliğinde, 29 boğumlu üç yılanın taşıdığı, üç ayaklı altın bir kazandan meydana gelmektedir. Yılanların başları da birbirlerinden ayrılarak üç ayrı yöne bakmaktadır. Yılan gövdelerinin üzerinde de savaşa katılmış 31 Yunan sitesinin adları yazmaktadır. Hünername' deki minyatürlerden 16. yüzyıla kadar bu anıtın tamam olduğu görülmektedir. Daha sonraki süreçte yılan başları kaybolmuştur. 19. yüzyıl sonlarında yapılan bir araştırmada bu yılanlara ait bir üst çene bulunmuş ve bugün bu parça İstanbul Arkeoloji Müzesi' ndedir.

İlk ve orjinal haliyle; sütunu boyu 8 metreyi bulmaktadır. Bugün ancak 5,5 metrelik kısmı kalmıştır. Buradaki zemin zamanla yükseldiği için sütunun alt kısmı yer seviyesinin altında kalmıştır. 19. yüzyıl ortalarında yapılan kazı ile şu anki şekli ortaya çıkarılmıştır.
.
Alman Çeşmesi:

Prusya Kralı ve Alman İmparatoru II. Wilhelm' in 1898 yılında Türkiye' ye yaptığı II. ziyaretin anısına ithaf edilmiş bir anıttır. Yapıldığı tarihte Türk - Alman dostluğunun simgesi olarak sunulan ve dolayısıyla politik anlam ve içeriği çeşme olarak işlevinin önüne geçen yapıt, günümüzde daha çok anıtsal değeriyle tanınır.

Çeşmenin planlarını Kaiser' in özel danışmanı Mimar Spitta çizer, yapımını Mimar Schoele üstlenir. Ayrıca Alman Mimar Joseph Antony de bu projede çalışır. Çeşme II. Wilhelm tarafından kanalizasyon giderleri dahil yapılarak Osmanlı Hükümeti' ne teslim edilir. Kitabesi Ahmet Muhtar Bey tarafından yazılır. Çeşmenin giriş bölümünde bir bronz plaka üzerinde Almanca kitabe bulunur.

Tipolojik olarak çeşmeden çok şadırvan modeline yakın bir tasarıma sahiptir ve bu anlamda tipik bir örnektir. Konsept açısından bir tür Alman neorönesansı olan Rundbogenstil çizgisinde görünmektedir. Çeşmenin kagir ve metal bütün yapısal ögeleri Almanya' da hazırlanır, mermer ve değerli taşlardan oluşan malzemesi orada işlenir ve gemiyle İstanbul' a taşınarak 1901 yılında şimdiki yerine monte edilir.

Alman Çeşmesi, temelde, en genel çizgisi içinde sekizgen bir şadırvan olarak tanımlanabilir. Yapıt, sekizgen planlı ve yüksek basamakla çıkılan platform, bir su haznesi ve sekiz kolonla taşınan bir kubbeden oluşur. sekizgen tabanın yedi kenarında benzer kopozisyonlar içinde çeşmeler vardır. Güney kenarı merdiven olarak düzenlenerek çeşmeye bir ön cephe kazandırılmıştır.
.
III. Ahmet Çeşmesi:

III. Ahmet Çeşmesi, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa' nın önerisiyle III. Ahmet  tarafından Perayton isimli Bizans çeşmesinin yerine Mimar Ahmet Ağa' ya yaptırılmıştır. Türk rokoko tarzının en güzel örneklerinden olan çeşmenin yapım tarihi 1729' dur.

Çeşme köşeleri yumuşatılmış kare plandadır. Köşelerde sebiller bulunan çeşme, üzeri ahşap saçaklı bir çatı ile kapatılmıştır. Üst örtüde dıştan görülebilen kubbeler sadece görünüm amacıyla yapılmıştır. 14 kıtalık Kayseri ve Halep Kadısı Seyyit Hüseyin Vehbi bin Ahmet' e ait kaside, sebillerin ve her kenarda bulunan çeşmelerin üzerine ta'lik hatlarla yazılmıştır.
.
17. Sultan I. Ahmet Türbesi:

Sultan I. Ahmet' in ( 1603 - 1617 ) Türbesi, Sultanahmet Külliyesi' nin kuzeydoğu köşesinde bulunur. Sultan II. Osman döneminde 1619 tarihinde yapımı tamalanır. Duvar ile çevrili türbe arkasında bir Kur'an okuma yeri, sundurmanın önündeki köşede daha önce sebil olan ve XIX. yüzyılda muvakkithaneye ( muvakkitlerin namaz vaktini ve saati tespit ettikleri, küçük çapta astronomi çalışmaları yaptıkları mekan ) dönüştürülen , günümüzde Türbeler Müzesi Müdürlüğü olarak kullanılan bir yapı bulunmaktadır.

 Türbede Sultan I. Ahmet, Oğulları Sultan II. Osman, Sultan IV. Murad, Kösem Valide Sultan, I. Ahmet, Sultan II. Osman, Sultan IV. Murad ve Sultan İmrahim' in kızları ile oğulları gömülüdür.
.
19. Haseki Hürrem Hamamı:

İstanbul' daki Osmanlı hamamlarının en büyüklerinden ve görkemlilerinden olan bu yapı 1556 - 1557 ' de Hürrem Sultan tarafından inşa ettirilmiştir. "Ayasofya Hamamı" olarak da anılan binanın tasarımcısı ise Mimar Sinan' dır.

Cumhuriyet döneminin başlarında özgün kullanımını yitiren yapı bir ara belediyenin benzin deposu ve devlet matbaasının deposu olarak kullanılır. 1957 - 1958 yıllarında yapılan orarımdan sonra 1980' li yılllarda uluslararası sanat sergilerine ev sahipliği yapar.
.
.
Sultanahmet Meydanı' nda çeşmeler.
.
Yerebatan Sarnıcı:

Doğu Roma İmparatorluğu' nun en parlak devri olan 6. yüzyılda İmparator Justinianus tarafından yaptırılır. Uzunluğu 140 metre, genişliği 70 metre olan sarnıç 9800 bir alana sahiptir. Her sırada 28 sütun, 12 sıra halinde yerleştirilmiş 4,9 metre aralıklarla dikilmiş toplam 336 adet mermer sütun bulunur. Her bir sütun yüksekliği 9 metredir. Sütun başlıkları genelde korent veya iyon karışımıdır, sayısı az olamakla birlikte işlenmemiş dorik üslupta sütunlar da bulunmaktadır. Çevre duvarları 4 metre kalınlıktadır; pişmiş tuğla ile örülmüş olup üzeri su geçirmez özelliği olan horasan adı verilen harçla sıvanmıştır. Sarnıcın suyu İmparator Justşinianus tarafından şehrin 19 km. uzağında bulunan Belgrad Ormanlarından getirilmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilen sarnıç, 9 Eylül 1987 tarihinde yeniden ziyarete açılmıştır.
.
 Bu gezinin yolcusu: Yerebatan Sarnıcı' nda.
.
.
.
.
.

@bygölgegezgin

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder